GIDA - MEKAN ve EKONOMİ HABERLERİ


      Anavarza Keven & Kekik Balı ile rahat bir kış geçirin

      
Anavarza Bal, soğuk günlerin yaşandığı şu günlerde direnci artıran, vücuda performans kazandıran ve yorgunluğu gideren Keven & Kekik Balı’nı sundu. Raflardaki yerini alan Anavarza’nın özel Keven & Kekik Balı, haziran ve temmuz aylarında, Kayseri, Elazığ, Malatya ve Bingöl çevresindeki Keven ve Kekik çiçeklerinden geliyor. Klasik lezzetlerin yanı sıra Anavarza’nın “Gurme Ballar” kategorisinde bulunan Keven & Kekik Balı, yoğun lezzetiyle damakta kendini hissettirmekle birlikte; berrak ve orta koyulukta renge sahip. 

Kendine özgü yoğunluğu ve aromasında ki hoş kokusuyla damaklarda nefis bir tat bırakan Keven & Kekik Balı, içeriğindeki karbonhidratlar sayesinde yüksek enerji de veriyor. Bir kaşık Anavarza Keven & Kekik Balı damaklarda unutulmaz bir tat bırakırken, kış şartlarında vücut dayanıklılığını da üst düzeye çıkararak hastalıklardan korunmaya da yardımcı oluyor. Dilerseniz her gün 1 kaşık balı, sabahları kahvaltıda dilerseniz gün içinde ara öğün atıştırmalıklarınızla beraber tüketebilirsiniz. 

Anavarza Keven & Kekik Balı, Anavarza Bal’ın Adana Kozan’da bulunan tesisinde dünya standartlarında uygulanan tüm güvenlik analizlerinden geçirilerek sofralara ulaştırılıyor. Bu bal ayrıca, Yeditepe Üniversitesi AR-GE ve Analiz Merkez Laboratuvarları kapsamında da değerlendirilerek, gluten intoleransı olan bireylere uygun gıdalar arasındaki yerini de alıyor.
Güvenle ve severek tüketebileceğiniz Anavarza Keven ve Kekik Balı, tasarımıyla ödül almış olan özel kavanozuyla bal severlere sağlık ve lezzeti bir arada sunuyor. 




Yeni Yıl Sofralarının Tadı Tamek

1955 yılından bu yana tüketicilerini kaliteli ve lezzetli ürünlerle buluşturan Tamek, yılbaşı sofralarını da lezzetlendiriyor. Tamek’in özenle yetiştirilen meyvelerin suyundan hazırladığı 35 farklı lezzetteki içeceği farklı damak tatlarına hitap ederken, Tamek’in hazır yemekleri, turşu, konserve ve sosları ise yılbaşına yaraşır sofralar hazırlanmasına yardımcı oluyor.

Gıda sektörünün öncü firması Tamek, tüm yıl olduğu gibi yılbaşında da sofraların baş tacı olmaya devam ediyor. Özenle hazırlanan meyve suları büyük küçük herkese, her zevke hitap ediyor. Yılbaşı akşamı büyükler, eski yılbaşı akşamlarının anısını günümüze taşıyan Tamek meşhur kahverengi şişeli meyve sularının üç farklı çeşidiyle yoğun lezzeti yaşarken, küçükler yüzde yüz meyve suları ile sofraların keyfini artırıyor.

Hazır Yemekte Tamek Lezzeti
Tamek’in hazır yemek kategorisinde bulunan yaprak sarma, barbunya pilaki, fasulye pilaki, patlıcan kızartma, közlenmiş biber, patlıcan salatası, konserve ve turşuları ise, yılbaşı sofralarında hem görsel hem de lezzet şöleni yaratılmasına katkıda bulunuyor. Tamek Garnitür ile yapılan salata ve mezeler her zaman olduğu gibi yılbaşı sofralarının baş tacı olmaya devam ediyor.
Ayrıca, yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucu Tamek tarafından 2017 yılında piyasaya sunulan, tüketiciler tarafından yoğun ilgi ile karşılanan acı, ranch ve barbekü sosu yemeklerin lezzetine lezzet katıyor.

Yılbaşı Keyfini Yılın İlk Kahvaltısına da Taşıyın
Yılbaşı sofrasında yarattığı şöleni yılın ilk kahvaltısına taşımak isteyenlerin tercihi yine Tamek’ten yana oluyor. Tamek’in birbirinden lezzetli, 12 farklı meyve tadına sahip reçel ve marmelatları hem anne reçeli tadını sevenlerin, hem şeker ilavesiz formülüyle kilo kontrolü nedeniyle şekerli ürün tüketmeyenlerin, hem de diyabetlilerin ihtiyacını yoğun meyve tadından ödün vermeden karşılıyor. Tamek kahvaltılık ve acılı kahvaltılık soslarının yanı sıra Balkan ve Paprika sosu ise, yıla lezzetli bir başlangıç yapılmasını sağlıyor.        www.tamek.com.tr       www.facebook.com/tamek

**************

Dünya marketlerinin raflarını 

Türk zeytin ve zeytinyağları süsleyecek



Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden sağlık iksiri zeytin ve zeytinyağı 2016/17 sezonunu ihracat rekorlarıyla geride bıraktı. Zeytincilik Sektörü, 2016/17 sezonunda yüzde 63’lük ihracat artış hızı yakalayarak Türkiye’ye 284 milyon dolar döviz kazandırdı.

Zeytincilik Sektörü, 2017/18 sezonunda da dünya marketlerinin raflarını Türk zeytin ve zeytinyağı ile süslemek için kolları sıvadı. Kasım ayında zeytinyağı sektörünün yüzde 130'luk ihracat artışı sektördeki moralleri yükseltti. Zeytincilik Sektörü, 2017/18 sezonunda tarihi rekolte beklentisi içerisinde. Rekolte rakamları resmi olarak açıklanmasa da, Zeytincilik Sektöründe 280 bin ton zeytinyağı ve 450 bin ton sofralık zeytin rekoltesi bekliyor.





Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Davut Er, Kasım ayında ihracatlarının yüzde 100 artış göstererek 13 milyon dolardan 26 milyon dolara çıktığını, bu artışın sezon boyunca sürmesini beklediklerini kaydetti. EZZİB Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte İzmir’de Basın Toplantısı düzenleyen Er, Türkiye’de son 15 yılda zeytin ağacı varlığının 90 milyondan 175 milyona çıktığını, yeni dikilen ağaçların meyve vermeye başladığının bu yılki rekoltede kendini hissettirdiğini anlattı.

Zeytin ve zeytinyağı üreticisi ile ihracatçısına desteklerin arttırılmasını istiyoruz

Türkiye’nin 2023 yılı için 650 bin ton zeytinyağı, 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin rekoltesi hedefi olduğunun altını çizen EZZİB Başkanı Davut Er; “Bu üretim ne olacak? Çözümün iki ayağı var. İç tüketimin artırılması lazım. İhracatın da desteklenmesi lazım. Bunların paralel artması halinde arz fazlalığının bir sıkıntı yaratmasını beklemiyoruz. İki ayağı da önemsiyoruz. İç tüketim ve ihracat ayaklarının artması için üreticiye sofralık zeytin için 50 kuruş, zeytinyağı için 2.5 TL prim istiyoruz. Zeytin ve Zeytinyağı ihracat destekleri de, 2013 yılından bu yana yüzde 50 eridi. Zeytin ve zeytinyağı ihracat desteklerine yüzde 100 artış talep ediyoruz. Organik ürün üretenlere ise ekstra yüzde 50 prim verilmesini bekliyoruz. Bu sayede zeytin ve zeytin yağımızın daha katma değerli pazarlanması ve tüketiminin arttırılması mümkün hale gelecek” şeklinde konuştu.



Dünya market raflarını süsleyeceğiz
Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı ihracatçılarının geçtiğimiz yıllarda sürdürülebilir üretim için hammadde tedarik edemedikleri için dünya marketlerindeki raflarını kaybettiğine dikkati çeken Er şöyle devam etti: “Kutulu ve ambalajlı yağ ihracatımız 28 bin ton’dan 11 bin ton’a düşmüştü. Bu yıl rekoltemiz yüksek, fiyatlar da dünyadaki rakiplerimizle hemen hemen rekabet edebileceğimiz seviyelerde. Bu yıl dünya market raflarını Türk zeytin ve zeytinyağı ile süsleyeceğiz. 2017/18 sezonundan çok ümitliyiz.”

Hedefimiz markalı ihracat, ancak dökme ihracat yasaklanamaz

“Markalı ihracat ana hedefimiz” diye seslenen EZZİB Başkanı Er, “Fakat son zamanlarda dökme ihracatın yapılmaması gerektiği yönünde söylemlerle karşılaşıyoruz. Dökme ihracat demek ham yağ ihracatı demek değildir. Türkiye’den ham yağ ihracatı yasaktır. Dökme ihracat dediğiniz rafine-riviera tipi işlem görmüş malların katma değer kazandırılarak ihraç edilmesidir. İhracat ve ticarette yasakçı değil, rekabetçi zihniyet hakim olmalı. İhracatta sürdürülebilir olmak gerekir, zeytinyağını sürdürülebilir şekilde temin edemediğiniz takdirde markalı ambalajlı ihracat yanında piyasanın gerektiği boyutta her türlü ihracatın önü açık olmalıdır” şeklinde konuştu.

Gazetecilerin, “Dahilde İşleme Rejimi” ile ilgili sorularına da yanıt veren Er şunları söyledi: “Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatçıları olarak Dahilde İşleme Rejimi ile yurt dışından zeytin ve zeytinyağı getirip ihraç pazarlarımıza ihraç etmeyi geçtiğimiz yıllarda gündeme getirmiştik. Devletimiz ve üreticilerimiz karşı çıktılar. İhracatımız 93 bin tonlardan 11 bin tonlara kadar geriledi. Bugün ise Türkiye’de rekolte arttı, ihracatçı ürün bulmakta zorlanmıyor. O nedenle Dahilde İşleme Rejimi gündemimizde yok. Milli üretim ve ihracat önceliğimiz.”

KDV yüzde 1’e düşürülsün
Marketlerdeki zeytinyağı fiyatları ile ilgili görüşlerinin sorulması üzerine Er, “Türkiye’de marketlerde yağ reyonlarında zeytinyağına çok sınırlı yer ayrılıyor. Kısa süre önce İspanya’daydık. İspanya’da market raflarında yağ reyonlarının büyük bölümü zeytinyağına ayrıldığını gördük. Bu da tüketimi arttırıyor. Türkiye’de zeytinyağı üretiminde ve fiyatlarında istikrar yok. Türkiye’de zeytinyağında yüzde 8 KDV var. Sağlık iksiri olan şifa kaynağı olan zeytinyağına ilaç gibi muamele yapılmalı ve bu KDV yüzde 1’e indirilmeli. Bu sağlanırsa ve üreticiye talep ettiğimiz destek miktarları verilirse zeytinyağı raf fiyatlarında 5 TL indirim sağlanmış olur. Bu da tüketimi tetikler” diye görüş belirtti.

Eximbank ihracata can suyu veriyor
Türk Eximbank'ın son bir yılda artan destekleriyle Türk ihracatının yüzde 26'sını destekler konuma geldiğinin altını çizen EZZİB Başkanı Er, "Zeytin ve Zeytinyağı sektörümüzün, 2017 yılında ihracatını yüzde 63 arttırmasında, Türkiye'nin ihracatında 155 milyar dolar seviyesine ulaşmasında Eximbank desteği itici güç oldu. Bu başarıda büyük emeği olan ve son iki yıldır üst üste yılın bürokratı seçilen Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve ekibine ihracat dünyası adına çok teşekkür ediyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.


 

Kış sofralarının lezzeti turşular…


Melis, taze ve kıtır formuyla lezzet müdavimliği yaratan kornişon ve salatalık turşularıyla kış sofralarına lezzet katıyor…

 Türk Mutfağı’nın geleneksel ve asırlık lezzetlerinin başında gelen turşu, özellikle tarhana çorbası, kuru fasulye, nohut, pilav yemeklerinin keyifle yendiği kış sofralarının ayrılmaz bir lezzet tamamlayıcısı oluyor.  Kimi zaman mevsim salatalarının ana malzemesi kimi zamansa ana yemeğin olmazsa olmaz eşlikçisi. Salatalık turşusu deyince, hemen her yaşta insanda lezzet müdavimliği yaratan ve ünü ülke sınırlarını aşan Melis, atıştırmalık kornişon turşunun yanı sıra, salatalık ve çubuk salatalık turşu çeşitleriyle de kış sofralarının vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.
Dalından koparıldığı tazelikle çok kısa sürede tarladan kavanoza ulaşan Melis salatalık turşuları, damaklarda iz bırakan turşuyu kıtır kıtır yeme zevkiyle de her zamanki farkını ortaya koyuyor. Melis’in kornişon turşusundan çubuk salatalığına kadar tüm turşu çeşitleri, bütün öğünlere yakıştığı gibi günün her saati açlığınızı bastıracak ve tek başına da öğün olabilecek nefis bir atıştırmalık. Melis’in tam tadında taze ve lezzetli salatalık turşuları, ailecek yenen sıcacık akşam yemeklerinden arkadaşlarla bir araya gelinen eğlenceli ev partilerine kadar her zaman baş rolde.
Taze, kıtır ve her zaman leziz
Euro Gıda Hakkında: Türkiye’de gıda sektörünün en büyük ve güvenilir firmaları arasında yer alan Euro Gıda; çok çeşitli turşu, konserve ve gurme soslardan oluşan bir ürün portföyüne sahiptir. Kendi markası Melis ile tüketiciye seslenirken, Türkiye ve Avrupa’nın birçok büyük markası için fason üretim de yapmaktadır. Ege bölgesinde İzmir’de stratejik bir lokasyonda bulunan Euro Gıda üretim tesislerinde, sebze tarlalarına yakın olmanın sağladığı avantajla,  ziraat mühendislerinin gözetimi altında üretilen sebzeler, tazeliklerini kaybetmeden hızla fabrikaya ulaştırılıp en son teknolojiyle 24 saat içinde işlemektedir. Türkiye’de sektörün en büyük fabrikasına sahip olan Euro Gıda, Avrupa’da ise ilk 10’da yer almaktadır. Euro Gıda üretiminin %60’ını ihraç etmektedir. http://www.eurogida.com.tr/ http://www.melis.gen.tr/





Yeni nesil kahve Federal coffee ‘Australian Coffee Roasters’,
yepyeni konseptiyle Nişantaşı’nda


 Yeni nesil kahvenin Türkiye’ deki öncülerinden Federal Coffee, İstanbul Galata’daki ilk şubesinden sonra açılan 3 şubenin ardından, 2014 yılında doğduğu Nişantaşı’na, yepyeni konseptiyle döndü. Federal Coffee iyi kahvedeki iddiasını, zengin mönüsüne ve çok özel imza kokteyllerine de taşıyor. Yeni nesil kahveciliğin ilk markalarından olan Federal Coffee, eski mahallesine “yeni nesil” kahvelerini ve lezzetlerini bambaşka bir konseptle getirerek benzersiz bir deneyim yaşatıyor.
Federal Coffee mönüsündeki her şey çok özel ve özenli. Türk insanının kahvaltı keyfini göz önünde bulundurarak hazırlanan ‘Keyifli Kahvaltı’ tabağındaki her şey en lezzetli olduğu yörelerden geliyor. Farklı ülke kahvaltılarını tercih edenler ‘’Avustralya’lı Kahvaltı’’yı, ‘’İspanyol Omlet’’i ya da mönüdeki en iddialı alternatiflerden ‘French Toast’ u deneyebilecekler.
Yemek mönüsünde seçim yapmakta zorlanacaksınız. İncecik hamurlu pizzaları, en sağlıklı salataları, özel bazlama ekmeğiyle hamburgerleri, formunu korumak isteyenleri, kendini şımartmak isteyenleri ve birbirinden lezzetli makarnalarla karbonhidratın en lezzetli halini tercih edenleri Nişantaşı’na bekliyor. Pazartesi‐Cumartesi 08:00 ‐ 02:00, Pazar 09:00-­01:00 arasında servis veren Federal’de yenilikçi barmen ekibinin hazırladığı birbirinden iddialı kokteyller ve yemeğe eşlik edecek butik şaraplar da sunuluyor.

Türk gıda ihracatçıları Japon pazarına Foodex Fuarı ile girecek

Asya-Pasifik pazarının en büyük gıda fuarı Foodex’te yeni iş fırsatları Türk ihracatçılarını bekliyor. Gıda tüketiminde kaliteden ödün vermeyen, yıllık 80 milyar doların üzerinde gıda ithalatı yapan Japonya’da düzenlenen Foodex Japan 2018 Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’nın 43.sü, Türk gıda ihracatçıları için Japonya ve Uzakdoğu pazarına ulaşmak için altın fırsatlar sunuyor.
Türkiye Milli Katılım Organizasyonu, Ege İhracatçı Birlikleri tarafından yapılan Foodex Fuarı, 07-10 Mart 2018 tarihleri arasında Japonya’nın Chiba kentinde düzenlenecek.

Katılımcıları yüzde 70 devlet desteği bekliyor
Uzakdoğu pazarına girmek isteyen ya da konumunu güçlendirmek isteyen Türk gıda ihracatçıları, Ekonomi Bakanlığı’nın, Japonya’yı hedef pazar olarak belirlemesi nedeniyle Foodex Japan 2018 43. Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’na katılmaları halinde, fuar katılım masrafları yüzde 70’e varan oranlarda destekten yararlanabilecek.
Foodex Japan Fuarı, gıda ihtiyacının sadece yüzde 40’ını kendisi karşılayabilen ve bu nedenle yılda yaklaşık 80 milyar $ tutarında gıda ithalatı yapan 128 milyon nüfuslu Japonya’da düzenlenmekle birlikte, bölge ülkeleri gıda pazarına da hitap eden bir özellik taşıdığını ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Foodex Japan Fuarı’na, 2017 yılında 77 ülke ve bölgeden toplam 3.282 firma ve yaklaşık 82.000 ziyaretçinin katıldığını belirterek, Türk gıda ihracatçılarını Japonya ve Uzakdoğu pazarında konumlarını güçlendirmek için Foodex Japan Fuarı’na katılmaya davet etti.

Türkiye’den 2017 yılının Ocak – Ekim döneminde Japonya’ya yaklaşık 110 milyon dolarlık gıda ürünleri ihracatı yapıldığını anlatan Ünlütürk, “Yıllık 80 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan Japonya, tarım ve gıda ürün ihtiyaçlarının büyük bir kısmını ithalatla karşılıyor. Türklere karşı müthiş sevgileri var. Sizden bir kez mal aldıkları zaman sizi unutmazlar. Herkes bu ülkeye mal satmak istiyor. Tek şartları var, o da kalite” diye konuştu.




Kanatlı sektörü Japonya pazarına Foodex ile kanatlanacak

Türkiye’nin ihracatta yıldız sektörlerinden Kanatlı Sektörünün, kısa süre önce Japonya’ya ihracat vizesi aldığını hatırlatan EİB Koordinatör Başkanı Ünlütürk sözlerini şöyle tamamladı; “Asya-Pasifik pazarının en büyük gıda fuarı Foodex, yıllık 3 milyar dolarlık kanatlı ürün ithalatı yapan Japonya pazarına Türk kanatlı sektörünün ihracata başlaması için yeni fırsatlara gebe. Kanatlı sektörümüzün bu fırsatı kaçırmayacağına inanıyoruz. Kanatlı sektörümüzün ihracatında Irak hakim pazar konumunda. Japonya ve diğer ülkelere ihracatlarını arttırarak muhtemel riskleri de ortadan kaldırmış olacaklar.”

Japonya’ya yönelik Turquality Projesi de var



Türkiye ile Japonya arasındaki ilişkilerin uzun tarihi geçmişe sahip olduğunu ve Japonların Türklere karşı büyük sempati duyduğunu ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu ise, Japon halkının zeytinyağı, kuru meyve, baharatlar gibi sağlıklı ürün tüketimine yönelmesinin Türk gıda ihracatçıları için bir şans olduğunu, Japonların satın alacakların ürünlerin bir hikayesinin olmasına çok ilgi duyduklarını, Türkiye’nin ihraç ürünlerinin hikayesinin Japonların ilgisini çektiğini bu durumun Türk ihracatçıları için bir şans olduğunu kaydetti.
Foodex Fuarı dışında Japonya’ya yönelik Türk Gıda Ürünlerinin tanıtılmasına yönelik Turquality projesi yürüttüklerini hatırlatan Tarakçıoğlu, “Foodex Fuarı ve Turquality Projesi sayesinde Japonya’ya olan gıda ihracatında ilerleyen süreçte büyük artışlar bekliyoruz” şeklinde konuştu.

FOODEX’te hangi ürünler olacak?

EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Tarakçıoğlu, deniz ürünleri, domates salçası ve konserveleri, turşular, makarna çeşitleri, kuru meyveler (kuru kayısı, çekirdeksiz kuru üzüm, antep fıstığı, kuru incir), fındık, zeytin ve zeytinyağı, un ve unlu mamuller, bitki çayları ve şifalı bitkiler ile baharatlar, şekerlemeler, süt ürünleri, şarküteri ürünleri (et ve et ürünleri hariç), diyet ürünleri, yumurta, kanatlı eti ve ürünleri, dondurulmuş gıdalar, meyve ve sebzeler, gıda katkı maddeleri, organik gıdalar, hazır çorbalar, çeşniler, bira, brendi, likör, sert alkollü içecekler, viski, şarap, meyve suyu, maden suyu, diğer alkollü ve alkolsüz içecekler vb. gıda ve işlenmiş tarım ürünleri sektöründe uluslararası standartlara uygun ürün üretimi yapan ihracatçıların Foodex Japan 2018 43.Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’na katılmalarını önerdi.

Japonya’ya 2017 yılında neler sattık?
Türkiye, 2017 yılının Ocak – Ekim döneminde Japonya’ya 108 milyon 918 bin dolarlık gıda ürünleri ihracatı gerçekleştirirken, bu ihracatın 35 milyon 57 bin dolarlık dilimini Ege İhracatçı Birlikleri üyeleri yaptı.
Türkiye’nin Japonya’ya gıda ürünleri ihracatında ilk sırayı; 46 milyon 635 bin dolarlık tutarla Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri alırken, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü 23 milyon 101 bin dolarlık ihracatla ikinci sırada yer aldı. Meyve Sebze Mamulleri Sektörü Japonya’ya 14 milyon 602 bin dolarlık ihracat yaparken, Kuru Meyve Sektörü 10 milyon 331 bin dolarlık dövizi ülkemize kazandırdı.

2017 yılının geride kalan döneminde Japonya’ya fındık ihracatımız 6 milyon 432 bin dolar olurken, Zeytinyağı ihracatımız ise; 3 milyon 972 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Japonya’ya Odun dışı Orman Ürünleri ihracatından 1 milyon 926 bin dolar gelir elde edildi.
Türkiye Milli Katılım Organizasyonu, Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin onaylarıyla Ege İhracatçı Birlikleri tarafından gerçekleştirilecek olan Foodex Japan 2018 43.Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’na katılmak isteyen gıda ihracatçısı firmalar, 01 Aralık 2017 Cuma günü saat 17:30’a kadar Ege İhracatçı Birlikleri ile 0 232 488 61 07 no.lu telefon ya da gozde.sidal@eib.org.tr e-posta adresi aracılığıyla temasa geçilebilir.


* * *                      * * *                        ***                           ***                             ***                    ***

TÜRKİYE NORVEÇ USKUMRUSU'NU SEVDİ

Halk arasında ‘Norveç palamudu’ adıyla da bilinen Norveç uskumrusu, özellikle ‘balık ekmek’ olarak Türkiye’de en çok sevilen sokak lezzetleri arasında yer alıyor. 

Norveç Deniz Ürünleri Konseyi Türkiye Direktörü Maria Kivijärvi Heggen, Türkiye’nin bu yıl en fazla Norveç uskumrusu ithal eden ülkeler arasında ikinci sıraya yükseldiğini belirterek, “Uskumru mevsiminin başlangıcından itibaren, yağ ve Omega 3 seviyesi açısından en iyi seviyeye ulaştığı sonbahar ayları boyunca Boğaz kıyılarında çok daha fazla uskumru tüketileceğine eminiz.” dedi.

Norveç Deniz Ürünleri Konseyi Türkiye Direktörü Maria Kivijärvi Heggen, Türkiye’nin bu sene en fazla uskumru ithal eden ikinci ülke olduğunu açıkladı. Heggen, Norveç uskumrusunun özellikle ‘balık ekmek’ olarak Türkiye’de geleneksel bir yemek haline geldiğini hatırlatarak, “Türkiye’de geçen yıl restoran sektöründe düşüşler yaşanmıştı. Bu yıl Norveç uskumrusuna olan talep artışı, yeme içme sektörü ve sokak lezzetlerine olan ilginin artacağı anlamına gelebilir. Uskumrunun yağ seviyesinin, dolayısıyla Omega 3 oranlarının en yüksek düzeye ulaştığı sonbahar aylarında İstanbul Boğazı kıyılarında daha da fazla tüketileceğine inanıyoruz” dedi.
Türkiye, en fazla uskumru alan ikinci ülke
Norveç Deniz Ürünleri Konseyi’nin ihracat verilerine göre Türkiye, Norveç uskumrusuna en fazla rağbet gösteren ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye, 2016 yılında Norveç uskumrusu ithal eden ülkeler arasında 6. sırada yer alırken, 2017 yılının ilk 6 ayında ise 2. sıraya yükseldi. Türkiye, yılın ilk 6 ayında 9 bin 232 ton Norveç uskumrusu ithal ederken Norveç toplamda 97 bin ton uskumru ihracatı gerçekleştirdi.
En fazla Omega-3 bulunan balıklar arasında yer alıyor
Norveç uskumrusunun Türkiye’de çok fazla tercih edilmesinin lezzetli, kaliteli ve sağlıklı bir besin olmasından kaynaklandığını vurgulayan Norveç Deniz Ürünleri Konseyi Türkiye Direktörü Maria Kivijärvi Heggen, şöyle konuştu:  “Uskumru, en çok Omega-3 içeren türlerden biridir. Nisan-Kasım ayları arasında Norveç’in farklı yerlerinde yakalanabilen uskumru, yaz ayları boyunca çoğalır. Sonrasında yağ seviyesi yaklaşık olarak %30 artar ve sonbahar geldiğinde bir Omega 3 bombası olur. Uskumru ayrıca iyi bir D vitamini kaynağıdır. Norveç uskumrusu da lezzetli ve kaliteli olduğundan Türkiye’deki tüketiciler de tercih ediyor. Biz de bu sağlıklı, lezzetli ve kaliteli balığı Türkiye’ye sunduğumuz için mutlu oluyoruz.”
Norveç uskumrusunda rekor çoğalma 

Yapılan araştırmalara göre son 10 yıl içinde Norveç uskumrusu iki kattan fazla çoğalarak, 4 milyon tonun üzerine çıktı. Hızlı şekilde çoğalmasına rağmen, Norveç Hükümeti uskumrunun sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, miktar artışı ve aşırı avlanma yapılmamasını güvence altına almak için Avrupa Birliği ile işbirliği içinde uskumru kotalarını kontrol ediyor.


* * *                               * * *                                   * * *                            * * *                            


Özsüt’ten bir salkım dolusu lezzet: Üzüm Küpü

Kuru üzümlü keki hepimiz biliriz, peki taze üzümlü keki hiç denediniz mi? Mutluluk tadında ürünlerin yaratıcısı Özsüt, mis kokulu keki salkımından koparılmış yeşil üzümle buluşturdu; ortaya yaz menüsüyle birlikte hayatımıza giren ferahlatıcı ve özgün bir tat olan Üzüm Küpü çıktı!
Her sene yaz ve kış aylarında yenilenen menüsüyle sürpriz lezzetleri misafirlerinin beğenisine sunan Özsüt, bu yaz yine çok özgün, leziz ve ferahlatıcı tatlılar hazırladı. Bunlardan biri de, Üzüm Küpü. Sürpriz ise, kekin hepimizin alışık olduğu gibi kuru üzümle değil, yazın vazgeçilmez meyvesi yeşil üzümle yapılıyor olması!
Üzüm Küpü’nde, ağızda dağılan mis kokulu sade kek, salkımından koparılmış üzümle buluşuyor. Bu ikiliye, hiçbir koruyucu katkı maddesi içermeyen Özsüt kreması, özel kaplama sosu ve fıstık parçaları eşlik ediyor. Son dokunuşu ise, beyaz kremanın üzerine çok yakışan yeşil rengiyle yine taze üzümler yapıyor.
Üzüm Küpü, porsiyonu 13 TL’ye satışa sunuluyor.

Özsüt hakkında:
Özsüt’ün 1938 yılında İzmir Kemeraltı’nda başlattığı tatlı serüveni, bugün 46 ilde 160’ın üzerinde mağazası, üç bine yakın çalışanı ve on binlerce misafiriyle sürüyor. STP Gıda altında bayilik sistemiyle faaliyetlerini büyüten Özsüt, Infinity Invest Holding’in 2014 yılında gerçekleştirdiği satın almanın ardından yapılan yeni yatırımlar ve çalışmalarla büyüyerek istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Markanın bu yatırımlar doğrultusunda, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de üç mağazası bulunuyor. Özsüt’ün ürün gamı içerisinde pasta, sütlü ve şerbetli tatlılar, unlu mamuller, dondurma, kaymak, çikolata, kahve, Türk ve dünya mutfağından özel lezzetler yer alıyor.

                       ***           ***          ***

Ege'li balıkçılar yüzleri güldürdü...




Türkiye’nin ihraç ettiği 4 balıktan 3’ünü Egeli balıkçılar gerçekleştirdi

Su ürünleri ihracatında yüzler gülüyor. Türkiye’nin ihracatta yıldız sektörleri arasında yer alan Su ürünleri sektörü 2016 yılında da ihracattaki artışını sürdürdü. Türkiye’nin ihracatının yatay bir seyir izlediği 2016 yılında su ürünleri sektörünün ihracatı yüzde 15’lik artışla 793 milyon 879 bin dolara ulaştı. Egeli balıkçılar, Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 73’ünü gerçekleştirdi.
 Türk su ürünleri sektörünün 793 milyon 879 bin dolarlık ihracatında Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 73’lük pay alarak Türkiye’ye 578 milyon 219 bin dolarlık döviz kazandırdı. Su ürünleri sektörü 2017 yılında 1 milyar dolar ihracat rakamını gözüne kestirdi.
 Ege İhracatçı Birlikleri’nin verilerine göre, 2015 yılında 688 milyon 561 bin dolar olan Türkiye’nin su ürünleri ihracatı, 2016 yılında yüzde 15 artışla 793 milyon 879 bin dolara ulaştı. 2016 yılında 12 fuara katılarak Türkiye’nin su ürünlerini tanıtan Su Ürünleri Tanıtım Grubu (STG) bu artışta başrolü oynadı.

Ortalama ihraç fiyatının 3.5 katı döviz kazandırdılar
 Su ürünleri sektörünün ortalama ihraç fiyatının global piyasa fiyatlarında yaşanan sert düşüşe bağlı olarak 2015'te ortalama 5,66 dolar/kg iken, 2016 yılında 5,10 dolar/kg seviyesine düştüğünü belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı ve Su Ürünleri Tanıtım Grubu Başkanı Sinan Kızıltan, ortalama ihraç fiyatındaki düşüşe rağmen ihracatlarını yüzde 15 arttırdıklarını, Türkiye’nin ortalama ihraç fiyatının 1.5 dolar seviyesinde olduğunun dikkate alındığında da ortalama ihraç fiyatının 3.5 katı ihracat rakamına eriştiklerini kaydetti. Kızıltan, Su ürünleri sektörünün ihracatının Avro bazında değerlendirildiğinde ise kilogram ihracat değerinin 2016 yılında yüzde 16 artışa imza attığını anlattı.

Su ürünlerinde son yıllarda yetiştiricilik ürünlerinin miktarının hızla arttığını, Türkiye’nin dünyada en büyük Akdeniz levreği ile çipura üretici/ihracatçısı ülke konumuna geldiğini ifade eden Kızıltan sözlerini şöyle tamamladı: “Türk Hava Yolları'nın destinasyon sayısını arttırması da ihracatımızı olumlu etkiledi. 2023 yılı için 1.5 milyar dolar olan ihracat hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. 
Büyümeyi ve gelişmeyi kolaylaştıran, kemiklerin gelişmesine yardımcı olan, Omega 3 deposu, kalsiyum, demir, fosfor, iyot ve vitamin yönünden zengin, merkezi sinir sisteminin gelişimine yardım eden, zihinsel sağlığa olumlu etki eden, öğrenim başarısını, beyin gelişimini destekleyen, kan ve dolaşım sistemi konusunda koruyucu etkisi olan, algılama ve dikkat yetisini güçlendiren, kilonun sağlıklı düzeyde tutulmasına yardımcı olan su ürünleri tüm dünyada her geçen gün daha fazla tercih edilir hale geldi. Su Ürünleri Sektörü olarak, 2017 yılında 1 milyar dolar barajını aşmayı amaçlıyoruz.”

Su ürünleri ihracatında Hollanda, İtalya ve Almanya ilk üç ülke
Türkiye, 2016 yılında 80 ülkeye su ürünleri ihraç ederken Hollanda 160 milyon 175 bin dolarlık tutarla ilk sırada yer aldı. İtalya, 108 milyon 701 bin dolarlık su ürünleri ihracatı ile ikinci olurken, Almanya’ya yapılan su ürünleri ihracatı 86 milyon 866 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeleri İngiltere, Japonya, Rusya, İspanya, ABD, Lübnan ve Fransa izledi.

No comments: