ETKİNLİKLER (Event's)


"Mutlu evler, mutlu insanlar" 
sloganı ile her yıl milyonlarca sofrada zevk ve zarafet ile sergilenen
Porland, hazırladığı son derece renkli ve şık "orman" konseptli sofrasında bizleri ağırladı.

Porland Vialand AVM mağazasında(İstanbul), Porland'ın ev sahipliği ve tanınan blog yazarı arkadaşım sevgili Selma Mollaoğlu'nun organize ettiği davet ile 14 aralık günü gerçekleşen 5 Çayı etkinliğinde, kimi sosyal medyada çok aktif, kimi yazdığı blogları ile güncel olan isimler bir araya geldi. Nermin Öztürkgül, Sevim Beköz, Arzu Erciyas, Bilge Ok, Canan Görenek, Beyhan Kadayıfçı, Buket Cengiz, Nuray Köse, Necla Deniz, Çiğdem Ferda Karabacak, Belgin Binici, Ayşenur Saylan Tekin, Sibel Çikler Demirci, Sibel Yalçın, Zübeyde Saraçoğlu, Oya Emerk, Arzu Göncü Hangül, Leyla Kılıç katıldı.
Yeni yıl temalı hazırlanan uzun bir masa etrafında toplanmadan önce mağazayı şöyle bir gezelim dedik. Bir kadın olarak ve profesyonel işi mutfak olan bir kadın olarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim: Bu mağazada kaybolup saatlerce hiç sıkılmadan vakit geçirebilirsiniz. Porland markasını yıllardır bilirsiniz; önce akla porselen gelir. Bu 3000 m2 mağazada sadece porselenler ve yamak takımları yok.  Bir sofra kurmaya kalktığınızda ne lazımsa hepsi var. En ince ayrıntısına kadar tüm sofra ihtiyaçları ve dekorları düşünülmüş. Çatal-kaşık-bıçak takımlarından bardaklara, amerikan servislerden peçete ve masa örtülerine, birbirinden eğlenceli tasarımlarla mutfak önlükleri, kepler, tutacaklar.. Bunlarla da bitmiyor kek kalıpları, peynir servis takımları, tematik sofra takımları ve hatta düdüklü tencere!
Kapıdan girdiğimizde bizi karşılayan yan flüt ve akordeon müziği etkinlik boyunca devam etti. Porland ekibinin sıcak ve samimi karşılaması, masa etrafında toplandığımız sürece ve mağazayı gezerken gösterdikleri ilgi ve yakınlıkla keyifli saatler geçirdik. 
Porland Kurumsal İletişim Yöneticisi Esen Karatekin marka hikâyesini anlatırken, sorduğu soru ile hepimizin dikkatini logo üzerinde toplamayı başardı. "balerin neyi anlatıyor?"du.. Porland'ın hikayesi 1976 yılında, Siirt'te bir İngilizce öğretmeni tarafından açılan züccaciye mağazası ile başlıyor. Balerin logosu öyle güzel düşünülmüş ki, estetik, incelik, zarafet, dikkat, disiplin ve çok çalışmak.. Hepsi de porseleni anlatıyor... 

Designer İlksen Şenol 2017 masa üstü trendleri ve Porland’ın yeni sezon koleksiyonları hakkında bilgi verdi.  Bu sene eskitme dokunuşlar çok moda. Ağırlandığımız masa yılbaşı temalıydı ancak ormanda geçen bir masal kitabının sayfalarını çevirir gibi detaylar sunulmuştu. Hikayeyi önemsediklerini belirtti İlksen hanım. Hepsinin bir hikayesi var dedi. Ormanda ne varsa tabaklara ve aksesuarlara naif çizimler ve yumuşak tasarımlarla yansıtılmıştı. Kurt, Baykuş, Ayı, Sincap, çam ağaçları...

Porland’ın ev araç gereçleri ile tekstil ürünleri markası olan Porland Style Ürün Müdürü Aylin Çoruh da markanın her geçen gün zenginleşen az önce bahsettiğim çok yönlü ve farklı ürün kategorilerini anlattı. 
Organizasyonun dekorasyon ve sunum hazırlığı Görsel Projeler ekibi tarafından yapılmış. Sunumların son bölümde ise Görsel Projeler’den Onur Güney ve İlkay Aydoğdu yılbaşı sofralarına ilişkin pratik bilgiler verip; Porland Fabrika konseptine ilişkin mimari ve dekorasyondan ayrıntıları aktardılar. Çaylarımıza, limonatalarımıza eşlik eden tatlı tuzlu ikramların sunumları da özenliydi. Toplu fotoğraf çekiminden sonra bizleri şık hediye paketleri ile uğurlayan Porland ekibiyle önümüzdeki aylarda bir fabrika gezisi yapmak üzere vedalaştık. 
Yılbaşı üzeri mağazada indirimlerin de devam ettiğini ve herkesi mutlu edecek hediyelik seçenekler olduğunu hatırlatırım...

#mutluevler #mutluinsanlar #mutlusofralar #mutluyıllar 


Porland hakkında:
1976 yılında açılan ilk züccaciye mağazası ile temelleri atılan Porland, doğuşu sayılabilecek bu ilk adımdan sonra 1984 yılında özellikle Horeca kesimine yönelik masa üstü malzemeler pazarlama faaliyeti yürütür. 1980'lerin sonuna doğru üretime yönelir ve 1992 yılında  % 100 yerli sermaye ile kurulur.  Şuan 300 bin metrekare açık ve 70 bin metrekare kapalı alana sahip Bilecik tesislerinde, yılda yaklaşık 70 milyon adet üretiminin %65’ını dört ana kıtada 30’dan fazla ülkeye ihraç etmektedir. Porselen üretiminin yanı sıra portföyündeki diğer markaları; çelik ürünlerde Festino, cam ürünlerde Fiamma ve tekstil ürünler ile mutfak araç gereçlerinde Porland Style ile bin 500’ü aşkın çalışanın istihdam edildiği Türkiye’nin porselen üreticisi iki markasından biridir. Porland, Horeca kesimine yönelik hizmet veren 6 bölge müdürlüğü, perakendede 20’yi aşkın mağazası ve online alışveriş sitesi ile yurt dışı pazarının yanı sıra yurt içinde de önemli bir pazara sahiptir. Porland, Türkiye'nin ilk renkli porselen üretimini yapan ve Türk Standartları Enstitüsünün 10850 kalite belgesine ilk sahip olan, ayrıca İngiliz kalite standardı olan BS 4034 belgesine sahip yerli porselen üreticisidir.








Tuesday, November 15, 2016


Sağlıklı ve güçlü kemikler için her yaşta peynir yemeli


Yarım yüzyılı aşkın süredir Türkiye’ye ve tüm dünyaya sunduğu yenilikçi ve lezzetli peynirleri ile sağlıklı yaşama katkı sağlayan Muratbey Peynirleri; “Muratbey – Kadınlarla Elele Sağlıklı Nesillere” konsepti ile bilgi ve lezzet dolu “özel” bir buluşma organize etti. Pazarlama ve İletişim Danışmanı Gülnur Uluğ Elbistanlıoğlu, MuratBey Peynirleri üzerine sunumuyla beraber toplum sağlığına katkı sunan sosyal sorumluluk projeleri kapsamında, 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü nedeniyle İstanbul Tıp Fakültesi, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği ile birlikte halkımıza doğru mesajlar vermek üzere yanlış beslenme, kentleşme ve teknoloji nedeniyle daha hareketsiz bireyler haline dönüşen toplumumuzda, sağlığımızı tehdit eden sorunlardan biri olan osteoporoz ve kemik erimesi konusuna vurgu yaptı.

İstanbul Grand Hyatt Otel de düzenlenen toplantıda, “Osteoporoz, kemik erimesi, kemik sağlığının korunmasında doğru beslenme” konusu ele alındı. Toplantıya İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci konuşmacı olarak katıldı ve hepimizi yakından ilgilendiren çok değerli bilgiler aktardı.

Osteoporoz, dünyada en yaygın görülen kas iskelet sistemi hastalıklarından birisidir. Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikromimari yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması olarak tanımlanmaktadır.

Dünyada 200 milyon kişide osteoporoz olduğu tahmin edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da menopoz sonrası kadınların yaklaşık %30’unda osteoporoz vardır. Bu kadınların en az %40’ı ve erkeklerin %15-30’u geri kalan yaşamlarında bir veya daha fazla kırık geçirecektir. Her geçirilen kırık bir sonraki kırığın riskini arttırmaktadır. Osteoporoz sadece menopoz sonrası kadınları etkilememektedir. Dünyada 50 yaş üzeri her 5 erkekten biri osteoporozdan etkilenmektedir. Osteoporoza bağlı kırıklar 65 yaş altında 5 kadına karşılık 1 erkekte, 65 yaş üstünde 2 kadına karşılık 1 erkekte görülmektedir. Yaşam boyu kırık riski erkeklerde prostat kanseri riskinden daha fazladır.

Türkiyede 50 yaş üzerindeki kişilerde osteoporoz yaygınlığını belirlemek ve osteoporoza bağlı kalça kırığı sıklığını tespit etmek amacıyla yapılan FRAKTÜRK çalışmasında, 26.424 kişi taranmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; 50 yaş ve üzerindeki bireylerin %50'sinde düşük kemik yoğunluğu (osteopeni), %25'inde osteoporoz saptanmıştır. 50 yaşında yaşam boyu kalça kırığı geçirme olasılığı kadınlarda %14.6 ve erkeklerde %3.5’dur.
Osteoporoz tanısı tüm dünyada DXA (dual enerji x-ray absorpsiyometri) olarak tanımlanan bir cihazla yapılan ölçümle konulmaktadır. Ancak bu cihazla yapılan ölçüm hastalarımızda kırık riskini belirlemek için yeterli olmayabilmektedir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü FRAX (Kırık riskini değerlendirme aracı) isminde bir değerlendirme yöntemi belirlemiştir. Bu yöntem Türkçe’ye de çevrilmiştir ve ülkemizde kullanılmaktadır. Bu yöntemde yaş, cinsiyet, daha önce kırık geçirmiş olmak, aile de kalça kırığı olması gibi birden fazla parametre değerlendirilmekte ve önümüzdeki 10 yıl içinde kalça kırığı ve majör osteoporotik kırık geçirme olasılığı belirlenmektedir.


Osteoporozda kırık temel olarak önlemeye çalıştığımız sonuçtur ve risk faktörleri çok önemlidir. Kadın olmak, düşük kemik mineral yoğunluğu, 40 yaşından sonra basit bir travma ile kırık geçirmiş olması, ailede osteoporoz öyküsünün olması, erken menopoz, ileri yaş, adet dönemlerindeki düzensizlik, erkeklerde düşük testosteron seviyesi, süt ürünlerinin ya da diğer kalsiyum ve D vitamini kaynaklarının az alınması, egzersiz yapmamak, uzun süreli kortizon kullanımı, tiroid hormonunda aşırı fazlalık, sigara içmek, aşırı miktarda alkol almak, aşırı miktarda tuz tüketmek, proteinden zengin beslenmek, aşırı miktarda kafeinli ve aistli yiyecek ve içecekleri tüketmek osteoporoz açısından bilinen temel risk faktörleridir.

Kemik sağlığında genetik %80 oranında rol oynamaktadır. Geriye kalan %20’yi ise, beslenme, fiziksel aktivite, hormonal durum ve yaşam biçimi etkiler. Ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan çalışmalarda kadınlarımızın sadece %1,9’unun fiziksel egzersiz yaptığı bildirilmiştir.
Kemiklerimizin gelişmesi ve korunmasında beslenmenin çok önemli rolü vardır. Uygun bir beslenme, fiziksel ektivite ve egzersiz programı ile osteoporoz riski büyük ölçüde azaltılabilir.

Özellikle kalsiyum ve D vitamininden zengin beslenmek önemlidir. Avrupa Kılavuzu 2016 yılında yaşa göre 1000-1200 mg/gün kalsiyum, 800-1000 IU/gün D vitamini alımını önermektedir.

Kemik sağlığı için D vitamini de çok önemlidir. Güneş ışınlarının etkisi ile ciltte D vitamini oluşturulur. UV ışınlarının dozuna ve açısına bağlı olarak oluşan D vitamini miktarı değişir. Yapılan çalışmalarda güneş ışınlarından yararlanmada bölgesel farklılıklar görülmektedir. Güneşten korunma amacıyla kullanılan kremler, kapalı giyim tarzı, cam arkasından güneşlenme ve ciltte D vitamini sentezinin azalması daha az D vitamini üretimine neden olur. D vitamini ayrıca gıdalarla alınabilir. Balık yağı, süt ürünleri, yumurta sarısı ve karaciğer D vitamininden zengin ürünlerdir. Ancak kolesterolü yüksek ve yaşlı kişilerin bu gıdaları yeterince almaları zordur. Yaşlılarda barsak mukozasında D vitaminine direnç vardır. Bütün bu sorunlar tüm dünyada yaygın olarak D vitamininin eksik olmasına neden olmuştur.

Ayrıca kemiğin ana yapısının yenilenmesi için protein alımı gereklidir. Kadınlarda 46 gr/gün, erkeklerde ise 56 gr/gün protein alımı önerilmektedir. Ancak fazla protein alımı vücutta asidoza neden olmakta, bu asidoz kalsiyum ile dengelenmekte ve bu nedenle kemik sağlığı olumsuz etkilenmektedir.
Kafein ve sodyum ise vücuttan kalsiyum kaybını arttırırlar. Bu nedenle yoğun miktarda kahve içimi, aşırı tuzlu yenilmesi önerilmemektedir.
Temel kalsiyum kaynaklarımız arasında yer alan süt; sadece kalsiyum içermemektedir, ayrıca içerdiği protein, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko gibi elementlerle de kemik sağlığı üzerinde birden fazla yolla etki etmektedir. Süt sadece süt olarak tüketilmemekte, yoğurt, kéfir, peynir gibi süt ürünleri  olarak da kullanılmaktadır. Fazla süt alımının zararlı olabileceği ile ilgili bilgilerimiz geliştikçe süt ürünlerinden yararlanma ihtiyacı artmaktadır. Ayrıca süt ürünleri laktoz intoleransı olan kişiler tarafından da daha iyi tolere edilebilmektedir.Kemik sağlığı için olmazsa olmazlarımız arasında fiziksel aktivite/egzersiz de yer almaktadır. Osteoporozu önlemek ve tedavisine katkıda bulunmak için vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler önerilmektedir. Yürüyüş, hafif tempo koşu, ağırlıklı egzersizler, dans etmek, zıplamak ve ip atlamak bu egzersizlerin başlıcalarıdır. Duruşu düzeltmek için germe egzersizleri, düşme riskini azaltmak için denge egzersizleri ayrıca önerilen egzersizler arasındadır. 

Hiç unutulmamalıdır ki, hastalıkların en iyi tedavisi kişileri hastalıktan korumaktadır. Bu nedenle gebelik döneminden itibaren düzenli beslenme, fiziksel aktivite, gazlı içecekler, aşırı kahve, sigara ve alkolden uzak durmak ileri ki yaşlarda osteoporoz olma riskimizi azaltacak ve bizi koruyacaktır.

Ve lezzet zamanı...


Toplantını devamında ise İstanbul Grand Hyatt Otel’inin Exucutive Sous Şefi Murat Dağlıoğlu, Muratbey’in sağlıklı ve lezzetli peynirleri ilekeyifli bir workshop gerçekleşti. Şefin hazırladığı birbirinden lezzetli ve şık sunumları olan tariflerden en çok ilgi gören ise "Baharatlı Muratbey Peynir Topları" oldu. Peynir, taze otlar, baharat ve zeytinyağı aynı kavanozda buluştu.
Bu tarifin hazırlanışında ise Muratbey Sürmeli Peynir, Muratbey Lor Peyniri, biraz krema, kuru domates, maydanoz, Dereotu, taze kekik, kuru nane, biberiye, pul biber, Sızma zeytinyağı kullanıldı. 

No comments: