Wednesday, November 16, 2016

DÜNYA İTALYAN MUTFAĞI HAFTASINA ÖZEL EATALY’DEN ÖZEL MENU

Türk lezzetseverler ile gastronomi profesyonellerine gerçek İtalyan ürünlerini tanıtmayı amaçlayan "İtalyan Mutfağı Haftası" ve "Autentico Italiano" programları 21-27 Kasım tarihlerinde tüm dünyayla eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. http://chefsdergisi.blogspot.com.tr/p/guncel-haberler-bultenler.html

Tuesday, November 15, 2016

Sağlıklı ve güçlü kemikler için her yaşta peynir yemeli


Yarım yüzyılı aşkın süredir Türkiye’ye ve tüm dünyaya sunduğu yenilikçi ve lezzetli peynirleri ile sağlıklı yaşama katkı sağlayan Muratbey Peynirleri; “Muratbey – Kadınlarla Elele Sağlıklı Nesillere” konsepti ile bilgi ve lezzet dolu “özel” bir buluşma organize etti. Pazarlama ve İletişim Danışmanı Gülnur Uluğ Elbistanlıoğlu, MuratBey Peynirleri üzerine sunumuyla beraber toplum sağlığına katkı sunan sosyal sorumluluk projeleri kapsamında, 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü nedeniyle İstanbul Tıp Fakültesi, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği ile birlikte halkımıza doğru mesajlar vermek üzere yanlış beslenme, kentleşme ve teknoloji nedeniyle daha hareketsiz bireyler haline dönüşen toplumumuzda, sağlığımızı tehdit eden sorunlardan biri olan osteoporoz ve kemik erimesi konusuna vurgu yaptı.

İstanbul Grand Hyatt Otel de düzenlenen toplantıda, “Osteoporoz, kemik erimesi, kemik sağlığının korunmasında doğru beslenme” konusu ele alındı. Toplantıya İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci konuşmacı olarak katıldı ve hepimizi yakından ilgilendiren çok değerli bilgiler aktardı.

Osteoporoz, dünyada en yaygın görülen kas iskelet sistemi hastalıklarından birisidir. Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikromimari yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması olarak tanımlanmaktadır.

Dünyada 200 milyon kişide osteoporoz olduğu tahmin edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da menopoz sonrası kadınların yaklaşık %30’unda osteoporoz vardır. Bu kadınların en az %40’ı ve erkeklerin %15-30’u geri kalan yaşamlarında bir veya daha fazla kırık geçirecektir. Her geçirilen kırık bir sonraki kırığın riskini arttırmaktadır. Osteoporoz sadece menopoz sonrası kadınları etkilememektedir. Dünyada 50 yaş üzeri her 5 erkekten biri osteoporozdan etkilenmektedir. Osteoporoza bağlı kırıklar 65 yaş altında 5 kadına karşılık 1 erkekte, 65 yaş üstünde 2 kadına karşılık 1 erkekte görülmektedir. Yaşam boyu kırık riski erkeklerde prostat kanseri riskinden daha fazladır.

Türkiyede 50 yaş üzerindeki kişilerde osteoporoz yaygınlığını belirlemek ve osteoporoza bağlı kalça kırığı sıklığını tespit etmek amacıyla yapılan FRAKTÜRK çalışmasında, 26.424 kişi taranmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; 50 yaş ve üzerindeki bireylerin %50'sinde düşük kemik yoğunluğu (osteopeni), %25'inde osteoporoz saptanmıştır. 50 yaşında yaşam boyu kalça kırığı geçirme olasılığı kadınlarda %14.6 ve erkeklerde %3.5’dur.
Osteoporoz tanısı tüm dünyada DXA (dual enerji x-ray absorpsiyometri) olarak tanımlanan bir cihazla yapılan ölçümle konulmaktadır. Ancak bu cihazla yapılan ölçüm hastalarımızda kırık riskini belirlemek için yeterli olmayabilmektedir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü FRAX (Kırık riskini değerlendirme aracı) isminde bir değerlendirme yöntemi belirlemiştir. Bu yöntem Türkçe’ye de çevrilmiştir ve ülkemizde kullanılmaktadır. Bu yöntemde yaş, cinsiyet, daha önce kırık geçirmiş olmak, aile de kalça kırığı olması gibi birden fazla parametre değerlendirilmekte ve önümüzdeki 10 yıl içinde kalça kırığı ve majör osteoporotik kırık geçirme olasılığı belirlenmektedir.


Osteoporozda kırık temel olarak önlemeye çalıştığımız sonuçtur ve risk faktörleri çok önemlidir. Kadın olmak, düşük kemik mineral yoğunluğu, 40 yaşından sonra basit bir travma ile kırık geçirmiş olması, ailede osteoporoz öyküsünün olması, erken menopoz, ileri yaş, adet dönemlerindeki düzensizlik, erkeklerde düşük testosteron seviyesi, süt ürünlerinin ya da diğer kalsiyum ve D vitamini kaynaklarının az alınması, egzersiz yapmamak, uzun süreli kortizon kullanımı, tiroid hormonunda aşırı fazlalık, sigara içmek, aşırı miktarda alkol almak, aşırı miktarda tuz tüketmek, proteinden zengin beslenmek, aşırı miktarda kafeinli ve aistli yiyecek ve içecekleri tüketmek osteoporoz açısından bilinen temel risk faktörleridir.

Kemik sağlığında genetik %80 oranında rol oynamaktadır. Geriye kalan %20’yi ise, beslenme, fiziksel aktivite, hormonal durum ve yaşam biçimi etkiler. Ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan çalışmalarda kadınlarımızın sadece %1,9’unun fiziksel egzersiz yaptığı bildirilmiştir.
Kemiklerimizin gelişmesi ve korunmasında beslenmenin çok önemli rolü vardır. Uygun bir beslenme, fiziksel ektivite ve egzersiz programı ile osteoporoz riski büyük ölçüde azaltılabilir.

Özellikle kalsiyum ve D vitamininden zengin beslenmek önemlidir. Avrupa Kılavuzu 2016 yılında yaşa göre 1000-1200 mg/gün kalsiyum, 800-1000 IU/gün D vitamini alımını önermektedir.

Kemik sağlığı için D vitamini de çok önemlidir. Güneş ışınlarının etkisi ile ciltte D vitamini oluşturulur. UV ışınlarının dozuna ve açısına bağlı olarak oluşan D vitamini miktarı değişir. Yapılan çalışmalarda güneş ışınlarından yararlanmada bölgesel farklılıklar görülmektedir. Güneşten korunma amacıyla kullanılan kremler, kapalı giyim tarzı, cam arkasından güneşlenme ve ciltte D vitamini sentezinin azalması daha az D vitamini üretimine neden olur. D vitamini ayrıca gıdalarla alınabilir. Balık yağı, süt ürünleri, yumurta sarısı ve karaciğer D vitamininden zengin ürünlerdir. Ancak kolesterolü yüksek ve yaşlı kişilerin bu gıdaları yeterince almaları zordur. Yaşlılarda barsak mukozasında D vitaminine direnç vardır. Bütün bu sorunlar tüm dünyada yaygın olarak D vitamininin eksik olmasına neden olmuştur.

Ayrıca kemiğin ana yapısının yenilenmesi için protein alımı gereklidir. Kadınlarda 46 gr/gün, erkeklerde ise 56 gr/gün protein alımı önerilmektedir. Ancak fazla protein alımı vücutta asidoza neden olmakta, bu asidoz kalsiyum ile dengelenmekte ve bu nedenle kemik sağlığı olumsuz etkilenmektedir.
Kafein ve sodyum ise vücuttan kalsiyum kaybını arttırırlar. Bu nedenle yoğun miktarda kahve içimi, aşırı tuzlu yenilmesi önerilmemektedir.
Temel kalsiyum kaynaklarımız arasında yer alan süt; sadece kalsiyum içermemektedir, ayrıca içerdiği protein, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko gibi elementlerle de kemik sağlığı üzerinde birden fazla yolla etki etmektedir. Süt sadece süt olarak tüketilmemekte, yoğurt, kéfir, peynir gibi süt ürünleri  olarak da kullanılmaktadır. Fazla süt alımının zararlı olabileceği ile ilgili bilgilerimiz geliştikçe süt ürünlerinden yararlanma ihtiyacı artmaktadır. Ayrıca süt ürünleri laktoz intoleransı olan kişiler tarafından da daha iyi tolere edilebilmektedir.Kemik sağlığı için olmazsa olmazlarımız arasında fiziksel aktivite/egzersiz de yer almaktadır. Osteoporozu önlemek ve tedavisine katkıda bulunmak için vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler önerilmektedir. Yürüyüş, hafif tempo koşu, ağırlıklı egzersizler, dans etmek, zıplamak ve ip atlamak bu egzersizlerin başlıcalarıdır. Duruşu düzeltmek için germe egzersizleri, düşme riskini azaltmak için denge egzersizleri ayrıca önerilen egzersizler arasındadır. 

Hiç unutulmamalıdır ki, hastalıkların en iyi tedavisi kişileri hastalıktan korumaktadır. Bu nedenle gebelik döneminden itibaren düzenli beslenme, fiziksel aktivite, gazlı içecekler, aşırı kahve, sigara ve alkolden uzak durmak ileri ki yaşlarda osteoporoz olma riskimizi azaltacak ve bizi koruyacaktır.

Ve lezzet zamanı...


Toplantını devamında ise İstanbul Grand Hyatt Otel’inin Exucutive Sous Şefi Murat Dağlıoğlu, Muratbey’in sağlıklı ve lezzetli peynirleri ilekeyifli bir workshop gerçekleşti. Şefin hazırladığı birbirinden lezzetli ve şık sunumları olan tariflerden en çok ilgi gören ise "Baharatlı Muratbey Peynir Topları" oldu. Peynir, taze otlar, baharat ve zeytinyağı aynı kavanozda buluştu.
Bu tarifin hazırlanışında ise Muratbey Sürmeli Peynir, Muratbey Lor Peyniri, biraz krema, kuru domates, maydanoz, Dereotu, taze kekik, kuru nane, biberiye, pul biber, Sızma zeytinyağı kullanıldı. 




Tuesday, October 18, 2016

Doğadan’dan yeni bir lezzet; Zencefil-Ihlamur-Ballı


Doğadan bir ilki gerçekleştirdi, ıhlamurun benzersiz faydalarını, bağışıklık dostu zencefil ve balın lezzetiyle buluşturdu. Doğadan’ın 40 yıllık uzmanlığıyla bitkilerin tüm iyiliğini sunduğu yepyeni lezzeti; Doğadan Zencefil-Ihlamur-Ballı, mevsim geçişlerinde ve soğuk kış günlerinde vazgeçilmeziniz olacak.

Doğadan Zencefil-Ihlamur-Ballı; zencefil ile geleneksel bal lezzetinin müthiş uyumu ve ıhlamurun rahatlatıcı desteğiyle kendine bir iyilik yapmak isteyenleri bekliyor. Her zaman en doğru bitki ve meyveleri, en doğru oranlarda bir araya getiren Doğadan’ın, 40 yıllık uzmanlığıyla sunduğu Zencefil-Ihlamur-Ballı ile sonbaharın keyfini çıkartmaya hazır olun.

Friday, October 14, 2016

Türkiye’nin tarım alanları kararıyor

TEMA Vakfı 16 Ekim Dünya Gıda Günü'nde kömürlü termik santrallerin Türkiye’nin tarım arazilerine olan etkilerine dikkat çekti. Son 13 yılda 2,4 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğine vurgu yapan TEMA Vakfı Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Karapınar, “Bu rakam Türkiye’deki tarım topraklarının yaklaşık %10’una tekabül ediyor. Son dönemde benimsenen kömür odaklı enerji politikaları nedeniyle Türkiye tarımının geleceği için tablo karanlık görünüyor. Tarımsal açıdan önemli bölgelerimiz olan Adana, Çanakkale ve Konya Havzası büyük kömür yatırımları ile karşı karşıya. Kömür ve linyitle çalışan termik santrallerin insan sağlığına, doğaya ve tarım arazilerine verdiği zararlar büyük” dedi.


Kömürün yarattığı hava kirliliği tarımı etkileyecek



“Tüm Türkiye’de 80’e yakın termik santral yapılması planlanıyor” diyen Karapınar, her biri 150-200 km çaplı bir alanı etkileyecek olan bu santrallerin yaratacağı hava kirliliğinin 15 milyon hektar tarım alanını olumsuz etkileyeceğini vurguladı. Türkiye’nin önemli tarım alanlarını barındıran Çanakkale’de işletmedeki 3 santrale ek 13 santral yapılmasının planladığının altını çizen TEMA Vakfı Genel Müdürü, bölgede meydana gelecek hava kirliliğine ve etkilerine dikkat çekti.

Tarımsal gelir kaybı yaşanacak

Çanakkale için bir modelleme çalışması yaptıklarını belirten Karapınar, elde ettikleri sonuçlara göre yeni santrallerin hayata geçmesiyle bölgedeki hava kirliliğinde yıllık ortalama düzeylerin %50-%150 oranlarında artacağını aktardı. Bu kirliliğin 1400 km2’lik bir alana etki edeceğini ifade eden Karapınar, bu tahminlere göre tarımsal gelirlerin 3 milyar TL’yi aştığı Çanakkale’de hava kirliliğinin önemli verim kayıplarına neden olacağını söyledi.

İklim değişikliğini tetikliyor

Hava kirliliğinin yanı sıra kömürlü termik santrallerden kaynaklanan başka bir önemli sorun ise iklim değişikliği. Kömürlü termik santraller, ürettikleri elektrik miktarına göre en fazla sera gazı salan tesisler. Kömür odaklı enerji politikalarına devam eden Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerinden en fazla etkilenecek ülkelerden biri. Karapınar'ın da ana yazarlarından olduğu Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli* raporları, Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklığın 2,5 ila 4 derece arasında artacağını gösteriyor. Raporlara göre bu artış Ege’de ve Doğu Anadolu’da 4 derece, iç bölgelerde ise 5 dereceyi bulacak. Türkiye daha sıcak, daha kurak ve yağışlar açısından daha belirsiz bir iklim yapısına sahip olacak. Önlem alınmaz ise doğal varlıklara doğrudan bağımlılığı nedeniyle iklim değişikliğinden en fazla tarım sektörü etkilenecek.

Birleşmiş Milletler’in gündeminde de tarım var

Birleşmiş Milletler (BM), 17 başlıkta 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni belirledi. Bunlar içerisinde öncelikli olarak yoksulluk ve açlığın bitirilmesi yer alıyor. Hedeflerin neredeyse tamamı, sürdürülebilir üretim-tüketim desenleri, iklim değişikliği ve etkileri ile mücadele, dayanıklı kentler, herkes için su, sağlıklı yaşam gibi başlıklarla tarımın önemine vurgu yapıyor. Bu hedeflerin 15’incisi toprak bozulumunun engellenmesini kapsıyor. Açlığın bitirilmesi ve gıda güvencesi için tarımsal üretimin etkin ve sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi ana koşul. TEMA Vakfı Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi kapsamındaki etkin rolüyle** uluslararası gündemi yakından takip etmeye ve gerekli çalışmaları yapmaya devam ediyor.

*Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change- IPCC)

Monday, October 10, 2016

SAFRAN ÇİÇEĞİYLE , MOR, KIRMIZI, TURUNCU  TARLALAR 
VE ZAMAN HASAT ZAMANI 

Safranbolu – Yörük Köyü
 Bir çok Sonbahar yaşanmıştı Hasat Zamanı Safran Çiçeğinde... Yine Bir Sonbahar bereketini damlatırken yağmur damlaları, sararsa da yapraklar biraz daha, düşmüşken ayaklarınızın ucuna, hadi koşun, uzanın boylu boyunca  Mor, Kırmızı , Turuncu tarlalara… 

Duru Bulgur’dan ayın lezzeti: Aşure 


Mutfak kültürümüzün en lezzetli tatlarından Aşure, Muharrem ayının başlamasıyla evlerde kazan kazan pişirilmeye, konu komşuya dağıtılmaya başlandı. Bereketin ve dayanışmanın sembolü bu güzelim tatlıyı bir de Duru Bulgur’un size özel hazırlanan Duru Lezzetler'den Sütlü Aşure tarifi ile hazırlamaya ne dersiniz? http://chefsdergisi.blogspot.com.tr/p/guncel-haberler-bultenler.html

Wednesday, October 05, 2016

PORTAKALLI AŞURE

AYVALI PORTAKALLI AŞURE

Kış aylarında aşureler nar taneleri ile renklenir, daha da bereketlenir..


20 KASE İÇİN GEREKLİ MALZEME:
1 SU BARDAĞI AŞURELİK BUĞDAY (Akşamdan ıslatılacak)
1 SU BARDAĞI HAŞLANMIŞ KURU FASULYE
1 SU BARDAĞI HAŞLANMIŞ NOHUT
1 ÇAY BARDAĞI PİRİNÇ
4-5 TANE KURU İNCİR
7-8 TANE KURU KAYISI
1 ÇAY BARDAĞI KURU ÜZÜM
YARIM ÇAY BARDAĞI KUŞ ÜZÜMÜ
1 ADET PORTAKAL
1 ADET AYVA veya ELMA
1.5 SU BARDAĞI 
TOZ ŞEKER

ÜZERİNE SERPMEK İÇİN:
TARÇIN
1 SU BARDAĞI DÖVÜLMÜŞ CEVİZ İÇİ
NAR TANELERİ

1. Buğdayı akşamdan ıslatıp sabahleyin suyunu süzün. Büyükçe bir tencereye koyup üzerini 3 parmak geçecek kadar su ekleyin ve kaynamaya bırakın. Buğdaylar yumuşayana kadar pişirin. Yıkanmış süzülmüş pirinci ekleyip pirinç yumuşayana kadar pişirmeye devam edin ( orta ateş)
2. Haşlanmış nohut, fasulye ve doğranmış (minik minik olsun) kuru kayısı, kuru incir ve üzümleri ekleyin. Karıştırın ve 5 dakika sonra küçük küp küp kesilmiş ayvayı ilave edin.
3. Portakalın kabuğunu rendeleyip tencereye ilave edin. Kabuğunu soyup portakalı minik minik doğrayın ve aşureye ekleyin. Kaynadıkça yavaş yavaş koyulaşıp kıvam alacaktır. Gerektikçe azar azar sıcak su ekleyin.
4. Son olarak 1.5 su bardağı toz şeker ilave edin ve 10-15 dakika daha orta-kısık arası ateşte pişirin.
5. sıcakken kaselere doldurup üzerine tarçın serpin. Dövülmüş ceviz nar taneleri serpiştirip soğumaya bırakın. Afiyet olsun. “Bolluk bereket, sağlık şifa olsun” diyerek dağıtın…

Wednesday, September 28, 2016

Demiri pekmezden çinkoyu köfteden alsın..

Okulların açılmasıyla birlikte özellikle okul çağındaki çocuklarda görülen hastalıklar da artıyor. Bu durumu önlemek için çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Ispanak, yumurta, mandalina, köfte, balık, bulgur, nohut.. 
Çocuklarınızın sağlığı için renkli de dengeli gıda almalarını sağlayın. http://chefsdergisi.blogspot.com.tr/p/guncel-haberler-bultenler.html


Bulgur, makarna ve pirinçten daha sağlıklı bir besin 


Bulgurdaki B grubu vitaminleri, folik asit ve lifin pirinç ve makarnadan yüksek olduğunu belirten Duru Bulgur Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, beslenmede ve kilo kontrollerinde pirinç ve makarna yenilmesi yerine, bulgurun tüketilmesinin önemini vurguladı. Kenar, sağlıklı kilo vermek için özellikle diyet listelerine tok tutma özelliği doğal bulgurun eklenmesini de tavsiye etti. http://chefsdergisi.blogspot.com.tr/p/guncel-haberler-bultenler.html